< السورة السابقة | فهرس السور | السورة التالية >



حدد حجم خط الآيات
()


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ۝١

Neyi birbirlerine sorup duruyorlar?

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ ۝٢

Büyük haberi mı?

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ۝۳

Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٤

Hayır, öğreneceklerdir.

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٥

Hayır, kesinlikle öğreneceklerdir.

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا ۝٦

Yapmadık mı yeryüzünü bir beşik,

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا ۝۷

Dağları da birer kazık?

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا ۝۸

Sizi çiftler halinde yarattık.

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا ۝۹

Uykunuzu bir dinlenme yaptık.

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا ۝١۰

Geceyi bir örtü yaptık.

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا ۝١١

Gündüzü de geçimi sağlama zamanı olarak belirledik.

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا ۝١٢

Ve üstünüze yedi sağlam (göğü) kurduk.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا ۝١۳

Parlayan bir lamba yerleştirdik.

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا ۝١٤

Bulutlardan ise şarıl şarıl yağmur indirdik.

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا ۝١٥

Ki onunla taneler ve bitkiler.

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا ۝١٦

Ve çeşit çeşit bahçeler çıkaralım.

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا ۝١۷

Yargılama Günü, belirlenmiş bir vakittedir.

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا ۝١۸

Sur'a üfürüldüğü gün, hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا ۝١۹

Gök açılmış; kapı kapı olmuştur.

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ۝٢۰

Dağlar yürütülmüş; serap olmuştur.

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا ۝٢١

Cehennem ise gözetlemekte:

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا ۝٢٢

Azgınlar için bir varış yeri olarak...

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا ۝٢۳

Orada çağlar boyu kalacaklardır.

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا ۝٢٤

Orada bir serinlik ve bir içecek bulamazlar;

إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا ۝٢٥

Ancak kaynar su ve acı bir yiyecek hariç.

جَزَآءًۭ وِفَاقًا ۝٢٦

Yaptıklarına uygun bir karşılık olarak.

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا ۝٢۷

Onlar bir hesap ummuyorlardı.

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا ۝٢۸

Ve ayetlerimizi, mucizelerimizi yalanladılar.

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا ۝٢۹

Halbuki biz herşeyi sayıp yazmıştık.

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ۝۳۰

Öyleyse tadın, sizin sadece cezanızı arttıracağız.

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ۝۳١

Erdemliler için kurtuluş vardır.

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا ۝۳٢

Bağlar, bahçeler...

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا ۝۳۳

Genç ve yaşıt eşler...

وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا ۝۳٤

Dolu kadehler...

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا ۝۳٥

Orada ne bir boş söz ne de bir yalan işitmezler.

جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا ۝۳٦

Rabbinden bir karşılık; hesaplanmış bir armağandır.

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا ۝۳۷

Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, Rahman'dır. Hiç bir davada O'na hitap edemezler.

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا ۝۳۸

Gün gelecek Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahman'ın izin verdikleri hariç hiç kimse konuşamaz. Onlar da doğruyu söylerler.

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ۝۳۹

İşte gerçek gün budur. Dileyen, Rabbine doğru yol tutsun.

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا ۝٤۰

Biz, sizi yakın bir azap ile uyarmış bulunuyoruz. O gün kişi yapmış olduklarına bakar ve inkarcı ise, "Keşke toprak olsaydım!" der.