< السورة السابقة | فهرس السور | السورة التالية >



حدد حجم خط الآيات
()


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ۝١

Hayır! Gerçek, kâfirlerin dediği gibi değil.Bu şanlı belde hakkı için!

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ۝٢

Senin bu beldeye girişin hakkı için!

وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ ۝۳

Hem o değerli baba, hem o değerli evladının hakkı için:

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ ۝٤

Biz insanı, imtihan ve çile yüklü bir hayata gönderdik. [82,6-7; 95,4-5]

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ ۝٥

O insan kendi üzerinde kimsenin güç sahibi olmadığını mı sanır?

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا ۝٦

“Ben yığınla servet tükettim.” diye övünüp durur.

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ۝۷

Kendisini gören olmadığını mı sanır?

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ۝۸

Biz ona görmesi için gözler,

وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ ۝۹

Gönlüne tercüman olacak dil ve dudaklar, vermedik mi?

وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ۝١۰

Ona hayır ve şer yollarını göstermedik mi? [76,2-3]

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ۝١١

Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. (Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi.)

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ۝١٢

Sarp yokuş, bilir misin nedir?

فَكُّ رَقَبَةٍ ۝١۳

Sarp yokuş: bir köleyi, bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır!

أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ ۝١٤

Kıtlık zamanında yemek yedirmektir.

يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ ۝١٥

Yakınlığı olan bir yetimi,

أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ ۝١٦

Ya da yeri yatak, (göğü yorgan yapan, barınacak hiçbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır.

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ۝١۷

Hem sarp yokuş: Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır.

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝١۸

İşte hesap defterleri sağ ellerine verilecek olanlar bunlardır.

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝١۹

Ayetlerimizi inkâr edenlerin hesap defterleri ise, sol ellerine verilecektir.

عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ ۝٢۰

Onların cezası da, kapıları, üzerlerine sımsıkı kapatılmış ateş deposuna konulmak olacaktır.