< السورة السابقة | فهرس السور | السورة التالية >



حدد حجم خط الآيات
()


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ ۝١

Vay haline eksik ölçüp tartanların!

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ۝٢

Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar.

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ۝۳

Fakat kendileri başkalarına satar, ölçüp tartarken eksik yapar, hîle karıştırırlar. [17,35; 6,152; 55,9]

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ۝٤

Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?

لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ ۝٥

Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ۝٦

Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ ۝۷

Hayır! Hileye sapmayın, âhireti inkâr etmeyin! Doğrusu, yoldan sapan kâfirlerin hesap defterleri Siccîn'dedir.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ ۝۸

Siccîn nedir bilir misin?

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ ۝۹

Siccîn kâfirlerin yaptıkları işlerin kaydedildiği defterdir.

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝١۰

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ۝١١

Hesap vermeyi yalan sayanların vay hallerine!

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ۝١٢

Buna “yalan” diyenler, ancak zalimler, azgınlar, günaha dadananlardır.

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١۳

Kendilerine ayetlerimiz okunduğunda: “Bunlar, eski devirde yaşamış insanların masalları!” diyenlerdir. [16,24; 25,5]

كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ۝١٤

Hayır! Gerçek öyle değil! Onların yapageldikleri kötü işler, gitgide kalplerini paslandırmıştır. (onun için âhireti inkâr ederler.)

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ ۝١٥

Hayır! Hayır! Bu, cezasız kalmayacak. Onlar, o gün Rab'lerini görmekten mahrum kalacaklardır.

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ۝١٦

Peşinden de elbette cehenneme gireceklerdir.

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ۝١۷

Sonra kendilerine: “İşte size yalan saydığınız cehennem!” denilir.

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ۝١۸

Fakat hayırlı insanların hesap defterleri “illiyyûn”dadır.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ۝١۹

“İlliyyûn” bilir misin nedir?

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ ۝٢۰

İlliyyûn, müminlerin yaptıkları işlerin kaydedildiği defterdir.

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝٢١

Allah'a yakın olanlar ona şahit olurlar.

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ۝٢٢

İşte o hayırlı insanlar, naîm cennetlerindedir.

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ۝٢۳

Koltuklarına kurulup neşe ile etrafa bakınırlar.

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ۝٢٤

Sen onlara bakınca yüzlerinde, cennet nimetlerinin verdiği sevinci okursun.

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ ۝٢٥

Kendilerine ağzı mühürlü saf şarap şişelerinden şarap ikram edilir.

خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ ۝٢٦

Hitamı misktir, içildiğinde sonu mis gibi kokar. İşte yarışacaklarsa insanlar, bu cennet devletine konmak için yarışsınlar!

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ۝٢۷

O şaraba Tesnim içkisi de karıştırılır.

عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝٢۸

Tesnim de, Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ۝٢۹

Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ۝۳۰

Yanlarından geçerken kaş göz hareketleriyle onları küçümserlerdi.

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ۝۳١

Ailelerine döndüklerinde yaptıkları bu işlerle övünüp eğlenirlerdi.

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ۝۳٢

Onları gördükleri zaman: “Şunlar kaçık insanlar, anormal tipler!” derlerdi.

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ ۝۳۳

Hoş bunları müminlere gözcü tayin eden de yoktu ya! (Fuzulî bir tarzda, kendi kendilerinde öyle bir yetki görürlerdi).

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ۝۳٤

İşte bu gün de, müminlerkâfirlerin üstüne gülerler.

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ۝۳٥

Koltuklarına kurulurlar“Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye bakınırlar.

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ۝۳٦

Koltuklarına kurulurlar“Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye bakınırlar.