< السورة السابقة | فهرس السور | السورة التالية >



حدد حجم خط الآيات
()


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا ۝١

Var gücüyle koşanlar,

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا ۝٢

Neş'e ve şevkle yürüyenler,

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا ۝۳

Yüzüp yüzüp gidenler,

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا ۝٤

Yarışıp geçenler

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا ۝٥

İşleri düzenleyip yönetenler, hakkı için ki: (kıyamet gerçektir, hepiniz ölümden sonra diriltileceksiniz!)

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ۝٦

Günü gelince, sura ilk üfleme, yeri şiddetli bir depremle yıkacak!

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ۝۷

Onu izleyen ikinci üfleme herkesi mezarından kaldıracak!

قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ ۝۸

O gün kalpler güp güp atacak

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ ۝۹

Gözler yere eğilecek

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ ۝١۰

İnkârcılar alay ederek şöyle derler: “Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!”

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ ۝١١

İnkârcılar alay ederek şöyle derler: “Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!”

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ ۝١٢

İnkârcılar alay ederek şöyle derler: “Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!”

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ ۝١۳

Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler! [17,52; 54,50; 16,77]

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ۝١٤

Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler! [17,52; 54,50; 16,77]

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ۝١٥

Mûsa'nın hadisesinden haberin olmuştu değil mi?

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى ۝١٦

Hani Rabbi ona kutlu Tuvâ vâdisinde şöyle seslenmişti:

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ۝١۷

“Firavuna git, zira o iyice azdı!Ona de ki: kendini arındırmaya gönlün var mı?

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ۝١۸

“Firavuna git, zira o iyice azdı!Ona de ki: kendini arındırmaya gönlün var mı?

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ ۝١۹

“İster misin Seni Rabbine kavuşturan yola vurayım.Böylece Sen de O'na saygı duyasın?” [7,104-105; 26,16-17; 26,23-28]

فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ ۝٢۰

Ona en büyük mûcizeyi gösterdi.

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ۝٢١

Fakat o buna “yalan” dedi ve isyan etti.

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ ۝٢٢

Sonra sırtını dönüp Mûsâ'ya karşı bir çalışma içine girdi.

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ۝٢۳

Adamlarını topladı ve onlara: “Sizin en yüce rabbiniz benim!” dedi. [26,29; 7,127]

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ ۝٢٤

Adamlarını topladı ve onlara: “Sizin en yüce rabbiniz benim!” dedi. [26,29; 7,127]

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ ۝٢٥

Allah da onu dünyada da, âhirette de şiddetle cezalandırdı.

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ ۝٢٦

Bu da Rabbini sayacak kimselere bir ibret oldu.

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا ۝٢۷

Siz ey haşri inkâr edenler: Düşünün, sizi yeniden yaratmak mı zor, yoksa gök âlemini mi?İşte bakın: Allah onu nasıl da sağlam bina etti! [40,57; 36,81]

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا ۝٢۸

Allah onu direksiz yükseltti ve kusursuz işleyen bir sisteme bağladı.

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا ۝٢۹

Gecesini karanlık, gündüzünü parlak şekilde açığa çıkardı.

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ ۝۳۰

Sonra da yeri döşeyip yerleşmeye hazırladı.

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا ۝۳١

Oradan sularını, otlaklarını çıkardı.

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا ۝۳٢

Dağlarını oturttu.

مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ ۝۳۳

Bütün bunları sizin ve hayvanlarınızın hayat için yaptı.

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ ۝۳٤

Fakat her şeyi bastıran o felaket geldiği zaman,

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ ۝۳٥

İnsan neyin peşinde koştuğunu anlar ama, artık iş işten geçer.

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ۝۳٦

Cehennem her görene, apaçık görünür.

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ۝۳۷

Artık kim azdıysa,

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ۝۳۸

Âhireti unutup dünya zevkini tercih ettiyse,

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ۝۳۹

Onun varacağı yer, olsa olsa cehennemdir!

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ ۝٤۰

Ama kim Rabbinin divanında durmaktan korkarsa,ve nefsini heva ve hevese uymaktan dizginlerse,

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ۝٤١

Onun varacağı yer de olsa olsa cennettir!

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ۝٤٢

Sana kıyamet saatini sorarlar: “Demir atması ne zaman?” diye.

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ ۝٤۳

Sen nerede, onun vaktini bildirmek nerede? [7,187]

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ۝٤٤

Onun sonu Rabbine varır, kesin bilgisi O'na aittir.

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا ۝٤٥

Sana düşen sadece: ondan korkanı uyarmaktır.

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا ۝٤٦

Onu gördükleri gün öyle gelir ki onlara:Yalnız bir akşam veya bir sabah faslı durdular dünyada.