< السورة السابقة | فهرس السور | السورة التالية >



حدد حجم خط الآيات
()


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ۝١

Andolsun burçları bulunan göğe.

وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ ۝٢

Ve vaadedilen güne.

وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ ۝۳

Ve tanığa ve görünene.

قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ ۝٤

Kahrolsun yerde hendekler kazıp ateşler yakanlar.

ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ ۝٥

Öylesine ateş ki odunları var.

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ ۝٦

O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.

وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ ۝۷

İnananlara yaptıklarını seyrediyor onlar.

وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ ۝۸

Ve ancak üstün ve hamde layık Allah'a inandıkları için onları azaplandırmadalar.

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ ۝۹

O mabut ki onundur saltanatı ve tedbiri göklerin ve yeryüzünün ve Allah her şeye tanıktır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ ۝١۰

Kadın ve erkek, inananları azaplandıranlar, sonra da tövbe etmeyenler yok mu, onlaradır cehennem azabı ve onlaradır yakıp kavuran azap.

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ ۝١١

İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Onlaradır kıyılarından ırmakla akan cennetler ve buysa pek büyük bir kurtuluştur, bu kutluluk ve murada eriş.

إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ۝١٢

Şüphe yok ki Rabbinin, tutup helak edişi, pek çetindir.

إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ ۝١۳

Şüphe yok ki o, ilk defa var eder ve ölümden sonra gene de yaratır.

وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ ۝١٤

Ve odur suçları örten ve çokçok seven.

ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ ۝١٥

Şerefli arşın sahibi.

فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ ۝١٦

Dilediğini işlerdurur.

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ ۝١۷

Sana, ordulara ait olan söz gelmedi mi.

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ۝١۸

Firavun'a ve Semud'a aid olan?

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ ۝١۹

Kafir olanlar, zaten de yalanlamaya dalmışlardır.

وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ ۝٢۰

Ve Allah'sa yaptıkları işin ardından onları kavramış, kuşatmıştır.

بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ ۝٢١

Hayır, o şerefli Kur'an'dır.

فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ ۝٢٢

Korunmuş levhada.